Kursiyerin ilk fark ettiği şey şudur: aynı çalgı, eğitmenin elinde dolgun, kendi elinde ince ve cılız duyulur. Çalgı değişmemiştir.
Fark üç yerden gelir: tezenenin tele değme açısı, elin gerginliği ve vuruşun tele girdiği derinlik.
Açı ve Derinlik
Tezene tele dik indiğinde ses sert ve kuru çıkar. Hafif eğik bir açıyla girdiğinde tel yana doğru da hareket eder ve gövde daha geniş bir titreşim alır. Dolgunluk buradan doğar.
Derinlik ikinci etkendir. Tezenenin ucu telin yalnızca yüzeyine değiyorsa çıkan ses zayıf kalır. Fazla daldığında ise tel takılır ve vuruş tıkanır. Aradaki doğru ölçü kulakla bulunur, gözle değil.
Gerginlik
Yeni başlayan kursiyerin en yaygın alışkanlığı tezeneyi sıkmaktır. Sıkılan parmak tezenenin kendi esnekliğini ortadan kaldırır; oysa sesin bir kısmı o esneklikten gelir.
Doğru tutuşta tezene parmaklar arasında durur ama hapsolmaz. Vuruş anında hafifçe bükülebilmelidir. Bunu sınamanın basit bir yolu vardır: çalarken bileğin serbestçe sallanıp sallanmadığına bakılır. Bilek kilitliyse el de kilitlidir.
Vuruş Nereden Gelir
Kol değil bilek çalar. Kolun tamamıyla yapılan vuruşlar yavaştır ve hızlanınca dağılır; bilekten gelen vuruş hem küçüktür hem de tekrar ettirilebilir.
Kol yalnız tel değiştirirken devreye girer. Bu ayrım oturduğunda tempo da kendiliğinden düzelir, çünkü büyük hareketlerin yarattığı gecikme ortadan kalkar.
Derslerimizde tezene çalışmasını açık tellerle başlatır, vuruş eşitlenmeden sol ele geçmeyiz.