Bir enstrüman öğrenirken en çok gözden kaçan gerçeklerden biri, ilerlemenin çalışılan toplam süreden çok, çalışmanın düzeninden etkilendiğidir. Bağlama derslerinde de durum farklı değildir; haftada bir kez yapılan uzun bir seans, her gün yapılan kısa bir çalışmanın yerini tutmaz.
Bunun temel nedeni parmak hafızasıdır. Sol elin perde basma alışkanlıkları ve sağ elin tezene refleksleri, kas hafızasına ancak tekrarla yerleşir. Günde on beş yirmi dakika bile olsa düzenli yapılan bir çalışma, haftada bir kez yapılan iki saatlik bir seanstan çok daha kalıcı bir teknik gelişim sağlar.
Düzenli çalışmanın bir diğer faydası, hataların erken fark edilmesidir. Uzun aralıklarla çalışan bir öğrenci, yanlış öğrenilmiş bir perde basışını veya bozuk bir tezene açısını fark etmeden haftalarca tekrarlayabilir. Sık çalışan bir öğrencide ise bu tür hatalar eğitmen tarafından daha erken yakalanır ve düzeltilir.
Küçük, ölçülebilir hedefler koymak da motivasyonu korumanın etkili bir yoludur. "Bağlama çalmayı öğreneceğim" gibi geniş bir hedef yerine, "bu hafta şu ezgiyi temiz çalabileceğim" gibi somut hedefler, ilerlemeyi görünür kılar. Kursiyerler bu küçük başarıları art arda topladıklarında, kursa devam etme istekleri de doğal olarak artar.
Son olarak, zaman zaman toplu derslere veya küçük dinletilere katılmak, bireysel çalışmayı tamamlayan güçlü bir motivasyon kaynağıdır. Başka müzisyenlerle birlikte çalmak, tek başına çalışırken eksik kalan performans ve paylaşım boyutunu tamamlar.
Özetle, bağlama öğreniminde başarıyı belirleyen asıl etken toplam çalışma saati değil, çalışmanın düzenliliğidir; kısa ama sık tekrarlar, uzun ama seyrek seanslardan her zaman daha etkilidir.